• GİRİŞ
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

GİRİŞ

presence

presence

1) bulunma, bulunuş, hazır bulunma, huzur

2) kişilik, görünüş, edâ

3) (polis, asker) birlik; denetim kontrol grubu/birliği

She signed the document in the presence of two witnesses. (Belgeyi iki şahidin huzurunda imzaladı.)

The vertebrates are characterized by the presence of a bony skeleton and a brain. (Omurgalıların özellikleri kemikli bir iskelet ve bir beynin varlığı ile karakterizedir.)

The constable said that he found Mr Bibby to be “quite threatening just by his mere physical presence”. (Polis memuru, Bay Bibby’yi “sadece fiziksel görünüşüyle bile oldukça tehdit edici” bulduğunu söyledi.)

They headed towards the police station where they knew the British army had a presence. (İngiliz ordusunun bir birliğinin bulunduğunu bildikleri polis karakoluna doğru yöneldiler.)

present (sıfat)

existence

absence

,
YDS Academy Yabancı Dil Okulları | Tüm hakları saklıdır. ©