• GİRİŞ
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

GİRİŞ

bold

bold

1) atak, cüretkâr, cesur, gözükara, gözüpek

2) koyu renkli, göze çarpan


What we need is a strong leader, someone who is bold enough to make tough decisions. (İhtiyacımız olan güçlü bir lider, sert kararlar verecek kadar cesur birisi.)

The combination of the shapes and bold colours creates a stimulating image. (Şekillerin ve koyu renklerin bileşimi uyarıcı bir görüntü oluşturur.)


boldly (zarf)


1) daring, intrepid, courageous, brave, valiant, fearless, unafraid, undaunted, dauntless
2) striking, vivid, bright, strong, eye-catching, conspicuous, distinct, prominent, obvious


1) timid, coward, fearful
2) pale, faded


, , , ,
YDS Academy Yabancı Dil Okulları | Tüm hakları saklıdır. ©